Kötü fikirler değil, kötü kurulan sistemler batıyor. Çalışıyor gibi görünen ama büyüyemeyen, değiştirilemeyen, güvenilmeyen sistemler.
Bir süre idare eder. Sonra yavaşlar. Sonra kırılır.
1. Her Şeyi En Baştan Yapmaya Çalışmak
En yaygın hata bu.
Ürün daha ortada yokken:
- onlarca özellik planlanır
- her senaryo düşünülür
- “şunu da ekleyelim” listesi uzar
Ama ortada çalışan bir şey yoktur.
Bu yaklaşım projeyi büyütmez, kilitler. Çünkü her yeni özellik sistemi karmaşıklaştırır, geliştirmeyi yavaşlatır.
Gerçek şu: İlk versiyonun görevi etkileyici olmak değil, çalışmaktır.
2. Teknoloji Seçimini “Moda”ya Göre Yapmak
“Şu teknoloji çok popülermiş, bunu kullanalım.”
Bu cümle masum durur ama sonuçları ağır olur.
Her teknolojinin güçlü olduğu ve zayıf olduğu yerler vardır. Yanlış seçim, ilk başta fark edilmez. Ama veri büyüdükçe, kullanıcı arttıkça sistem zorlanmaya başlar.
Sonra:
- raporlar yavaşlar
- basit işlemler bile karmaşıklaşır
- değişiklik yapmak riskli hale gelir
Teknoloji seçiminde önemli olan trend değil, ihtiyaçtır.
3. Büyümeyi Sonraya Bırakmak
“Önce çalışsın, sonra büyütürüz.”
Bu yaklaşım kulağa mantıklı gelir ama çoğu zaman geri dönülmez bir noktaya götürür.
Çünkü bazı kararlar en başta alınır. Sonradan düzeltmek, çoğu zaman yeniden yazmak demektir.
Sistem:
- yük altında yavaşlıyorsa
- aynı anda gelen istekleri kaldıramıyorsa
- tek bir noktaya bağımlıysa
büyüme bir avantaj değil, problem haline gelir.
4. Güvenliği Ertelemek
Başta kimse güvenliği düşünmek istemez. Çünkü görünmez, “ürün” gibi hissettirmez.
Ama ilk açık çıktığında iş işten geçmiş olur.
- kullanıcı verisi sızar
- hesaplar ele geçirilir
- güven kaybolur
Ve güven bir kez kırıldığında geri gelmez.
Güvenlik sonradan eklenecek bir şey değil, baştan düşünülmesi gereken bir temeldir.
5. Yanlış Ekip ile Başlamak
En kritik hata bu.
Yanlış ekip:
- hızlı başlar
- ilerliyor gibi gösterir
- ama temeli yanlış kurar
Bir süre sonra sistem değiştirilemez hale gelir. Yeni özellik eklemek zorlaşır. Her şey birbirine bağlıdır ve dokunduğun yer kırılır.
Bu noktadan sonra iki seçenek kalır:
- idare etmek
- ya da baştan yazmak
İkisi de maliyetlidir.
Doğru ekip ise baştan yavaş gibi görünür. Çünkü düşünür, sorgular, bazı şeyleri reddeder. Ama uzun vadede seni hızlandırır.
MVP: Gerçek Çıkış Yolu
Bu hataların ortak noktası aynı: Gereğinden fazla şeyi, gereğinden erken yapmak.
Bunun çözümü MVP yaklaşımıdır.
MVP:
- ürünü küçültmek değildir
- odağı netleştirmektir
Tek bir probleme odaklanırsın. Onu düzgün çözersin. Gerçek kullanıcıya sunarsın.
Sonra:
- ne çalışıyor görürsün
- ne gereksiz anlaşırsın
- ne eklenmeli netleşir
Bu şekilde ilerleyen ürün büyür. Diğerleri baştan ağır gelir ve ilerleyemez.
Asıl Risk: Görünmeyen Taraf
Bir girişim dışarıdan hep aynı görünür:
- fikir
- tasarım
- kullanıcı
Ama içeride her şeyi belirleyen şey teknik yapıdır.
İyi kurulduysa büyür. Kötü kurulduysa bir noktada durur.
Bu yüzden mesele sadece yazılım yaptırmak değil. Ne yaptırdığını anlamak.
Baksoft Arge gibi Ar-Ge odaklı çalışan ekiplerin farkı burada ortaya çıkar: işi hızlı yapmak değil, doğru kurmak.
Çünkü iyi fikirler genelde kötü olduğu için değil, yanlış inşa edildiği için kaybolur.
