Bu yazımda artık insanlar için vazgeçilmez bir teknoloji olan LLM'lerin kullanımına dair bazı gözlemlerimi ve yorumlarımı paylaşmak istiyorum.
Günlük hayatınızda size gelen mesajlara, size atılan dokümanlara veya sunumlara bakıp da "Bunu AI yazmış gibi duruyor" dediğiniz oldu mu hiç? Ben bunu sık sık yaşıyorum. Hatta artık gibi demiyor ve kesin olarak bir yapay zeka metnine baktığımı net bir şekilde anlıyorum.
Whatsapp gruplarına bakıyorum bazen. Birisi bir şey soruyor, başkası cevap veriyor. Cevabı okuyunca anlıyorum. O mesajı o insan yazmamış. Bazen soruyu bile insan yazmamış olabiliyor. 2 AI modeli kendi aralarında insan kimliklerin ardında konuşuyor ve bazen çok absürd diyaloglar ortaya çıkıyor. Belki fark etmiyorlar ama ben anlıyorum. Çoğu insan artık anlıyor.
Herkes AI kullanıyor ve kullanmalı. Bu bir gerçek ve bunda yanlış bir şey yok. Kimi hızlıca bir veriye ulaşmak için arama motoru gibi kullanıyor; kimi doküman, sunum, görsel hazırlatıyor ve bunu kendi üretimiymiş gibi sunuyor. Tabiki de elimizde AI gibi güçlü bir hizmete erişim varsa kullanmamız gerekir. Sorun kullanmak değil. Sorun ham çıktıyı olduğu gibi almak.
Eskiden bir doküman hazırlamak zorunda kaldığımızda nasıl yaptığımızı bir hatırlayalım isterseniz. Her kelimeyi tek tek yazardık. Odağın mecburen o işte olurdu. Kitlenirdin ve zaman geçirirdin, yazdıkça düşünürdün, düşündükçe yazardın. O süreç zahmetliydi ama seni o içeriğe hakim kılardı.
Şimdi ise AI var ve "2 dakikada hallederim" diye düşünüyoruz. Sıfırdan tamamen kendi emeğimiz ve fikirlerimizle bir şey hazırlamak elimizde böyle bir güç varken imkansız gibi geliyor artık. Ama asıl sıkıntı da burada. Ortaya değerli bir şey çıkarmak istiyorsak üzerinde vakit geçirmek zorundayız. AI modelleri ne kadar gelişirse gelişsin, ne kadar profesyonel bir ürün ortaya koyarsa koysun, çıkan sonuçta kendi parmağın yoksa bu işi senin yerine bir başkası da yapabilir. Hatta hiçbir insana ihtiyaç duymadan sadece bir AI modeli de yapabilir. Çünkü bir fark yaratmıyorsun ve özgünlüğünü katmıyorsun. Çıkaracağın ürün değerli değil. Aynı promptu bir başkası verseydi de aynı şey çıkacaktı ortaya. Fark yaratan insan ham çıktıyı alan değil, yönlendiren, filtreleyen ve son kararı veren insandır.
Peki gerçekten değer katmak istiyorsak ve çıktıya özgünlüğümüzü yedirmek istiyorsak ne yapmamız lazım? Bu hızlı dünyada geç kalmak, ortaya ham AI çıktısı koymaktan çok daha kötü ve göze alınamayacak bir olgu. Tabiki de AI kullanacağız, artık bu elektrik su gibi bir gereklilik. Asıl yapılması gereken AI olmadan yaparkenki özverimizi, odağımızı koruyarak AI çıktılarını değerlendirmek ve transforme etmek. Dışarıdan bakılınca bunu yapmak kolay gibi görünebilir. Ancak benim görüşüm bunu yapmanın AI'sız hazırlamaktan çok daha zor ve çok daha yüksek disiplin gerektiriyor olması.
Şimdi daha fazla odak gerekiyor. AI'ın ürettiğini satır satır okuman, neyin eksik olduğunu, neyin yanlış olduğunu, neyin sana ait olmadığını bulman gerekiyor. AI çıktısını bir template olarak alıp üzerine eklemeler, güncellemeler yapmak; gidişatın yönünü realize etmek; çıkan ürünün kendi istediğimız minvalde olup olmadığını kontrol etmek ve bu süreci döngü formatında tekrar etmek. Bu döngünün ne zaman biteceği senin sabrına değil, çıktıya olan tatminine bağlı olmalı.
Bu iş akışında ilerlemenin gücünü ve zorluğunu fark ediyor musunuz? Her seferinde ürünün başından sonuna kadar aynı açık zihinle tekrar tekrar değerlendirmek, bunu yaparken sağlam bir zeminde hedefini gerçekten bilerek ilerlemek ve bu gidişatı her iterasyonda korumak gerekiyor. Ayrıca nerede duracağını ve refine sürecinin bitireceğine de karar vermek zorunda kalıyoruz. Bu inanılmaz bir disiplin ve odak süresi gerektirmekte. Her şeyin soyutlaştığı ve odak süremizin her geçen gün azalmakla tehdit eden olgulara dolu bu dünyada bu iş akışını korumak ve geliştirmek belki de kazanılması gereken en önemli yetenek.
Yani işin aslı AI işi kolaylaştırmadı. Disiplin gereksinimini artırdı.
Bir yazılımcı olarak benim için bu döngü şöyle işliyor: Önce görevi anlıyorum, neyi değiştireceğimi, nasıl değiştireceğimi, ne ekleneceğini kafamda planlıyorum. Sonra belirlediğim spesifikasyonlara göre implementasyonu AI'a bırakıyorum ve çıkan sonucu detaylıca inceliyorum. Sistem çalışıyor olsa bile gerçekten istediğim gibi çalışıp çalışmadığını anlamak için üzerine düşmek gerekiyor. Son kararı her zaman ben veriyorum. AI öneri sunar ama sağlıklı bir üründe karar verme yetkisi AI'da olmamalı. Bir araçtır, sihirli bir kutu değil.
Biz Baksoft olarak bu zihniyetle çalışıyoruz. Sadece kod teslim etmiyoruz. Sistemi anlıyor, planlıyor ve sahipleniyoruz. En nihayetinde asıl kriterimiz iş bitti mi değil. İstediğinizi gerçekten anladık mı? soruna uygun dijital çözümü üretebildik mi? Sunduğumuz ürün değerli mi? Bu 3 soruya da evet cevabı vermeden çalışmayı asla bitirmeyiz. Bu yazıyı yazarken de tam olarak anlattığım yöntemi kullandım ve bir noktada erken bıraktım. Yazının hangi kısımlarını AI ile, hangi kısımlarını kendim yazdım tahmin edebildiniz mi?
